05/03/2024

Beyler, lütfen artık kurtulun bu prangalarınızdan…

Her seçim öncesi bir şekilde gündeme gelen başörtüsünün, 2024 yerel seçimleri öncesinde bu kez de Beşiktaş ilçesinden Bağımsız Aday olan Nasuh Mahruki tarafından yeniden gündeme getirilerek bu ritüelin bozulmaması umut verici(!)

Bilmeyenler için neler yaşandığını özetleyeyim;

Nasuh Bey katıldığı bir televizyon programında “Türban, bir siyasal İslam ve emperyalizm sembolüdür, başörtüsüyle kimsenin sorunu yok ama türbanla var.” ifadelerini kullandı.

Nasuh Bey’in paylaşımına CHP Genel Başkan Yardımcısı Avukat Sevgi Kılıç itirazlarını “E türban takmayın o halde Nasuh Bey, emperyalizme şöyle okkalı bir tokat atmış olursunuz. Kadınların ne giyeceğini erkekler konuşmasın! Biz kadınların tercih ettiği yaşam tarzı sizleri hiç mi hiç ilgilendirmez, anlayın artık!” sözleriyle ifade etti.

Bunun üzerine Nasuh Mahruki, “Bu düşüncede birinin Atatürk’ün kurduğu, Altı Ok’un partisi CHP’de yönetici olarak ne işi olduğunu da bence herkes sorgulamalı” cevabını verdi.

Öncelikle Sevgi Kılıç, yakından tanıdığım çok kıymetli genç bir arkadaşımızdır. CHP’de yönetici olması da hem CHP hem de kadınlar için umut vericidir.

Nasuh Mahruki ve zihniyetindeki insanların en büyük sorunu, Ak Parti iktidarına ve Tayyip Bey’e kızgınlıklarının faturasını başörtülü kadınlardan çıkarmaya çalışmalarıdır. Bütün şehirli ve başörtülü olan kadınları Ak Parti iktidarıyla özdeşleştiren bu anlayıştan sıkılmadılar..

Şunu özellikle belirteyim ki başörtülü kadınlar kendisini hiçbir zaman “türbanlı” olarak tanımlamaz. Başörtümüzün türban olarak tanımlanması da açıkçası bizim sorunumuz değil. Türban kelimesi Fransızca kökenlidir ve saçı kapatıp boynu açıkta bırakan örtünün anlamıdır.

Türban kelimesiyle hedeflenen, biz şehirde yaşayan, başörtülü okumak ve çalışmak isteyen kadınları Anadolu’da yaşayan kadınlardan ayrıştırmaktır. “Bizim derdimiz başörtüsüyle değil türbanla…” argümanın arkasına sığınmaktır.

Ben köyümde tülbent takınca cici, şehirde başörtüsü takınca tu kaka mı oluyorum yani? Yıllarca süren tüm çabalara rağmen bu kadar basit bir şeyi anlatamadık.

İnanılır gibi değil! Yıl olmuş 2024, hâlen “…ama bizim anneannelerimiz başlarını böyle örtmüyorlardı…” itirazıyla karşılaşıyoruz. N’apalım şimdi, biz de başörtülü olmayan hemcinslerimizi anneannelerimiz gibi olmamakla itham mı edelim? Anneannelerimiz gibi olmadıkları için onları Avrupa özentisi olmakla ya da daha ileri giderek ahlaksızlıkla mı suçlayalım? Birbirimizin samimiyetini ölçme şeklimiz bu mu olmalı hakikaten?

Sekülerine de, muhafazakârına da açık çağrımdır; Beyler, lütfen artık kurtulun bu prangalarınızdan. Kendinizle ilgilenin, gelişin; iyi ve mutlu insanlar olun ki mutlu edesiniz…