03/02/2026

Umutsuzluğü sürükleyen bir söyleşi

Şiddet, son zamanlarda ülkemizde ve dünyada büyük bir sorun… Kadınlara, doğaya, hayvana yönelik şiddet neredeyse trend olmuş durumda…

Kadına yönelik şiddet, özellikle ayrılık ve/veya boşanma aşamasında veya sonrasında yaşanan ve çoğunlukla kadının öldürülmesiyle sonuçlanan bir vakıa. Öldürülen kadının hikâyesine ağlıyoruz, öldüren erkeğe lanetler okuyoruz, cezaların yetersizliği, kadının korunmasıyla süreçle ilgili hükümete kızıyoruz vs.

Geçtiğimiz günlerde evliliğine ve boşanmasına tanık olduğum bir kadın arkadaşın eski eşiyle karşılaştım. Eşiyle severek evlenmişlerdi, 2 çocukları vardı. Erkeğin eşini aldatması ve şiddet sorunları sebebiyle kadın boşanma davası açmıştı. Ve sancılı bir boşanma davası sürecinden sonra ayrılmışlardı.

Aradan uzun yıllar geçtikten sonra karşılaşınca (Boşanma sürecinde yaşananlar sebebiyle tepki olarak konuşmuyordum kendisiyle) hâl hatır sordum. Kısa sohbetimizde anladım ki, yaşanan o kadar şeye rağmen hâlâ eşini suçlu görüyor ve kadına yönelik şiddettin bu kadar artmasındaki sebebi kadınlara ve hükümete bağlıyor. Sinirlerim tavan yapınca “Bence bu sohbeti burada keselim.” diyerek konuşmayı sonlandırdım.

İsim önemli değil zira onun tek örnek olmadığını biliyorum. Birçok sohbet ortamında erkeklerin uzaklaştırma kararına gösterdikleri tepkilere şahit olmuştum. Erkeklerin kadına yönelik şiddette yine kadını sorumlu tutması ülkemiz gerçeklerinden.

Şiddete uğrayan kadınların hikâyesini konuşuyoruz ama şiddet faili erkeğin hikâyesini konuşmuyoruz. Ülkenin bir kesimi öldürülen kadına ağlarken başka bir kesimi ise öldüren erkeği alkışlıyor maalesef. Bir kesim “Bu nasıl canilik?” diye haykırırken diğer bir kesim canilik olarak adlandırdığımız olayın failini kahraman olarak görüyor.

Bu konu üzerine uzun uzun düşündüm ve kendi çapımda bir araştırma yaptım. Öne çıkan satırbaşları şu şekilde:

Boşanmış erkeklerin çoğu boşanmalarda kadının ailesini ve arkadaşlarını sorumlu tutuyor. Bunu eşiyle birlikte ebeveynlerini öldürme hikâyelerinden de anlıyoruz…

Medyada yer alan kadın cinayetleri erkekleri cesaretlendiriyor. Aynı intihar olayları gibi…

Avrupa’da bu tarz haberler ulusal basında değil, yerelde kalıyor.

Psikologlar, şiddet haberlerinin toplumsal fayda sağlamadığını belirtiyor… Konuyla ilgili ortak bir itiraz oluşturamadıklarını belirten bir psikolog, bu durumu CİMER’e şikâyet olarak yazdığını belirtti.

Kadına yönelik şiddette, mağdur ve faillerin buluştuğu tek ortak nokta ise hükümetin sorumluluğu… Öldürülenin geride bıraktıkları da öldüren de iktidarı sorumlu tutuyor. Bu da enteresan bir çıkmaz.

Neyse, girişte bahsettiğim sinirlenmemin ardından sakinleştikten sonra kendisiyle bir söyleşi yapmayı teklif ettim. O da kabul etti. Bunu da şiddete özendirmek veya şiddet failini haklı göstermek için değil, toplum gerçeğiyle yüzleşmek adına yaptım. Sizi röportajla baş başa bırakıyorum…

Kendini tanıtır mısın?

Serbest çalışıyorum. 30 yaşındayım, iki çocuk sahibiyim… 10 yıl önce boşandım.

Neden boşandın?

Öyle çok şiddetli geçimsizliğimiz yoktu. Bazı sıkıntılarımız vardı. Boşandık.

Boşanmayı sen mi istedin?

Yok; ben istemedim, onlar istedi.

Onlar derken?

Annesi, kardeşi istedi. Birlikte karar verdiler.

Bir anne neden kızının boşanmasını istesin?

Bilemiyorum, onlara soracaksın.

Eşinin boşanma kararı almasında senin hiç kabahatin yok mu?

Ufak tefek kabahatlerim olabilir.

Ufak tefek kabahatlerden kastın nedir? Mesela aldatma ve dayak ufak tefek kabahat midir?

İnsan akşam eve geldiğinde eşini evde bulamıyorsa veya karısı dırdır ediyorsa, huzuru olmaz. Huzur olmazsa da aldatma olur.

Peki, evdeki huzursuzluğu erkek çıkarıyorsa ne olacak?

O zaman haklı kadın. Ben kendi yaşadığımı biliyorum, bizim evde huzursuzluk çıkaran eşimdi.

Eşine şiddet uyguladın mı?

Ben şiddete karşıyım. Çok fazla hatırlayamıyorum ama bir iki kere dayak atmış olabilirim.

Dayak sence şiddet değil mi?

Biz çocukken dayak yesek sorun olmazdı. Şimdi çocuğuna da tokat atamıyorsun, eşine de… Eskiden kadın tokat yiyince sesini çıkarmıyordu şimdi hemen şikâyet ediyor. Hemen uzaklaştırma kararı veriliyor. Türkiye’nin yarısı boşanmış durumda. Hükümetin çok kabahati var.

Boşanmaların sebebi olarak hükümeti mi görüyorsun?

Yüzde yüz öyle görüyorum.

Hükümet ne yapsa sorunun önüne geçebilir sence?

Ufak tefek olayların mahkemeye çıkmadan dönmesi lazım… Yoğun bir dayak olayı varsa başka, onaylamıyorum ama bir tokat şiddet değildir. Aile içinde ufak tefek şeyler olabilir. Evde kavga oluyor kadın hemen uzaklaştırma kararı aldırıyor mesela. Adamın kendi evi giremiyor evine. Bu hak mı? Evine giremediği zaman da şiddet oluyor işte.

Sence kadınlar tartıştıkları eşlerini neden şikâyet ediyorlar?

Cahilliklerinden…

Nasıl yani?

Bunlar şimdi toplanıyorlar ya bir araya. Orada birisi anlatıyor “Ben kocamı şikâyet ettim, uzaklaştırma aldım” diye. Diğerleri de özenip aynısını yapıyor. Kendine zarar verip kocasını şikayet eden bile var.

Bir kadının korktuğu için kocasını şikâyet ediyor olabileceğini hiç düşünmedin mi?

Neden korkacak ki?

Öldürülmekten, zarar görmekten…

Yok ya ne korkması? Uyuşturucu filan kullananlar var onlar ne yaptığını bilmiyordur, bunun dışında erkek neden şiddet uygulasın? Adamın kendi evi var, eşi uzaklaştırma alıyor. Eşi barışmıyor, adam evine yaklaşamıyor. Ne yapacak bu adam? Cinnet geçiriyor, sonra gidip kadını öldürüyor.

Cinnet geçirince neden eşini öldürüyor da kendisini öldürmüyor?

Kendini de öldüren var.

Böyle bir durumda öldüren haklı mı sence?

Normalde haksız ama çoğu kadın hak ediyor bunu

Böyle durumda öldüren erkeği kahraman olarak görüyor musun?

Haklı görmüyorum ama bazen “Helal olsun adama” diyorum

Boşanma aşamasında sen eşini öldürmeyi düşündün mü hiç?

Hayır, hiç düşünmedim. Hatta boşanınca bana “Buralardan uzaklara git” dediler ama ben gitmedim. Çocuklarımı düşündüm.

Çocuklarını bırakmamayı düşündüğüne göre çocuklarına düşkün bir babasın. Neden çocuklarının annesini  mutlu edemedin?

Mutlu olmaları zordu.

Hep onlar diyorsun. Neden sadece eşini sorumlu tutmuyorsun?

Çünkü aile ve çevre kadını kışkırtıyor. Eşin de cahil olunca her şey oluyor işte…

Eşin veya kadınlar cahil sen kendini nasıl görüyorsun?

Okumuş değilim ama cahil değilim. Çünkü her türlü insanla karşılaştım. Cahil olsam, bilmesem kötü şeyler yapabilirdim ama yapmadım.

Eşini öldüren erkekler için idam veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası çıksa onaylar mısın?

Erkek haklıysa onaylamam…

Evet, eski eş ile söyleşimizi böyle bitirdik…

Kadına yönelik şiddette birçok faktörü konuşuyoruz. Cezasızlık, geleneksel kodlar, şiddet içeren filmler ve daha niceleri…

Fakat bu bakış açısı, bu yaklaşım endişe verici…Nasıl düzelir, değişir mi bilemiyorum ama bu yaklaşım değişmediği müddetçe kadına yönelik şiddetin biteceğine inanmıyorum… İster ilkokul mezunu ister üniversite mezunu olsun, eş olmayı geleneksel kodlarından çıkaramayan erkekler ve onları yetiştiren annelerle işimiz çok zor.

Kadın cinayetlerinin son bulması için iktidarıyla, muhalefetiyle, medyasıyla hep birlikte el ele vermemiz gerekliliğine inanıyorum.