27/01/2024

Kendimi Neden Güvende Hissetmiyorum?

Devlet’i, İngiliz filozof Thomas Hobbes’in tanımıyla özdeştiririm. Hobbes şöyle diyor: “Devletin asıl amacı bireysel güvenliktir. Devletin ortaya çıkmasını sağlayan sözleşme ile insanlar, tüm tehlikelere karşı can ve mal güvenliklerini sağlama almış olurlar.”

İnsanın kendisini yaşadığı ülkede güvende hissetmesi müthiş bir şey… “Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan biri olarak kendimi güvende hissediyor muyum?” sorusuna cevabım maalesef “Evet” değil. Yine de umutsuz değilim, bu sebeple sorumluluk sahibi bir birey olarak sistemdeki sorunları gündeme getirmeye ve ilgililerin dikkatini çekmeye çalışıyorum. Bugün gündeme getirmek istediğim husus,  sistemimizdeki bir sorun. Üstelik vatandaşının güvenliğini tehlikeye atan bir sorun. Daha önce de gündeme gelmesine rağmen çözüme kavuşturulamamış bir mevzu.

Bir buçuk yıl önce iletişimle çözmeye çalıştığım bir mevzuyla ilgili muhataplarımın çeşitli ayak oyunlarıyla ve tehditleriyle karşılaştım. Ve şahıslar hakkında suç duyurusunda bulundum. Birkaç gün önce suç duyurumla ilgili evime tebligat geldi. Tebligatı okuyunca şoke oldum. Suç duyurumla ilgili mahkemeye davet tebligatında, müşteki olarak benim ve muhataplarımın açık adreslerinize varana kadar tüm bilgilerimiz açıkça yazılıydı. Bu trajikomik durumu konuşmak üzere Avukat Özgecan Sırma’yla konuştum.

Konuyla ilgili kendisiyle yaptığım görüşmeyi söyleşi olarak sizinle paylaşmak istedim.

Bununla birlikte konuyla ilgili olarak özellikle kadın alanında cesur çıkışlarını takip ettiğim AK Parti Grup Başkan Vekili Avukat Özlem Zengin’le de durumu paylaşarak, iktidar partisi olarak bu durumla ilgili görüşünü sordum. Kendisi ilgileneceğini ve bilgilendireceğini ifade etti. Cevabı geldiğinde sizlerde de paylaşacağım. Şimdi sizi söyleşimiz ile baş başa bırakıyorum.

Merhaba Özgecan Hanım. Direkt konuya girmek istiyorum açıkçası… Suç duyurumla ilgili evime gelen tebligatta müşteki olarak benim ve sanıkların açık adresleri yazılı. Aynı tebligatın karşı tarafa da gittiğini varsayarsak güvenlik açısından büyük bir sorun oluşturan bir durum yok mu ortada?

 Ayşe Hanım, sadece evinize gelen tebligata özel bir durum değil bu. Hem soruşturma hem dava (kovuşturma) aşamasında mağdur/müşteki/ katılan adresleri ile bilgileri açık bir şekilde dosyada mevcut bulunmaktadır. Cumhuriyet Savcılarının kâtipleri ve mahkeme kalemlerinde bulunan dosyalar, özel olarak mahkemeden alınmış bir gizlilik kararı yoksa tarafların incelemesi için açıktır.

Doğru mu anlıyorum? Savcılığa suç duyurusunda bulunduğunuz andan itibaren dosyanız tüm iletişim bilgileriyle birlikte karşı tarafın erişimine açık oluyor. 

Evet. Bu bağlamda iki sorun karşımıza çıkıyor. Birincisi kişisel verilerin onam (rıza) aranmaksızın üçüncü kişilerin erişimine açılması… İkincisi ise korunması gereken ve suçun mağduru olan kişinin güncel bilgilerinin şüpheli veya sanıkların bilgisine sunulması akabinde oluşabilecek olumsuzluk…

Bu çok tehlikeli bir durum değil mi?

Maalesef… Güncel, yürürlükte olan yasal mevzuat uyarınca herhangi bir aykırılık içermeyen bu uygulama maalesef tarafların huzurunu bozmakta. Birçok müvekkilim birebir bu endişeyi yaşarken sordukları ilk şeylerden birisi de şikâyetçi oldukları kişinin kendi adreslerini öğrenip, öğrenmeyeceği olası bir tehdit vb. durumda ne yapması gerektikleri üzerine oluyor.

Bu durum dosyadaki müşteki ve sanık için de yani tüm taraflar için endişe verici değil mi?

Kesinlikle. Bizim itiraz ettiğimiz bir husus da,  mahkeme huzurunda ve herkes içinde açık adres bilgisi, cep telefonu gibi kişisel bilgilerin okunması. Bu kişiler ve aileleri için endişe verici bir durum. Yargılama sonunda belki de beraat edecek olan şüpheli/sanık yargılama, soruşturma aşamasında üzerine atılı suçu işlediğini kabul eden karşı taraftan kimi zaman tehdit de görüyor.

Benim anlamlandıramadığım husus, 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununa ne oldu? Sadece alışverişlerde mağazaların sorduğu bir mağazaları bağlayan bir kanun mu? Devletin organlarını bağlamıyor mu?

Aslında baktığınız zaman en fazla kişisel veri devlette bulunmaktadır. İstihbarat, emniyet, yargı, sağlık gibi birçok başlık altında veri toplanmaktadır. Kamu idaresi doğası gereği elbette bu bilgilere sahip olacaktır. Peki ya korunması ve saklanmasında sorumlulukları ne olacak? Bu veriler hukuka uygun elde edilmeli ve kullanılmalı, işlenmeli en önemlisi de gizliliği korunmalıdır. Bu hem uluslararası sözleşmeler kapsamında anayasal zorunluluk olup (özel hayatın gizliliği) hem de kişisel verilerin korunması kanununun bir gereğidir. Hukuk devleti kuralı olarak kişiler idareye karşı da korunmalıdır. Ancak ne var ki bütün bu anlatım bahsettiğimiz tebligat içerisinde bulunan ve mahkeme huzurunda söyletilen verilere ilişkin bir uygulama bulundurmamakta olup özel düzenleme gerekmektedir.

Özel düzenlemeye örnek verebilir misin?

Elbette… Mağdur, müşteki veya katılan tarafından adres vb. kişisel bilgilerin saklanması talep edilmesi hâlinde bu bilgilerin dosya içinde bulunan evrakta yıldızlanması ile sorun çözülebilir. Yine, Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden mahkeme hâkimleri veya Cumhuriyet Savcıları ile kalem, kâtipleri ise gizlenen bilgileri görebilecektir. Sadece dosya içerisine basılması gereken tebligat parçası gibi adres, kişisel bilgilerin olduğu evrak yıldızlanacak ve avukat ekranında da yıldızlanmış hâl görülecektir. Böylece önleyici tedbir gerçekleşip olası bir suçun ve haklı endişelerin önüne geçilebilir.

Teşekkür ederim Özgecan Hanım… Konunun takipçisi olup neticeyi okurlarımızla paylaşacağım.

Ben de teşekkür ediyorum bu konuyu gündeme getirdiğiniz için. Adalet Bakanlığının konuyu gündeme almasını umut ediyorum.