Gazeteci Can Özçelik’in “AK Parti’nin İmamoğlu afişleri Silivri’de kriz çıkarttı” başlıklı yazısını okuyunca doğrusu şaşırdım. Yazıda, AK Parti’nin Ekrem İmamoğlu’nu hedef alan afişleriyle ilgili Murat Ongun’un avukatı aracılığıyla ilettiği değerlendirmeler yer alıyordu. Ancak bu değerlendirmeler, sorulara cevap vermekten çok yeni soru işaretleri doğuruyor.
Özçelik’in aktardığına göre Murat Ongun, İBB Genel Sekreterliği’ni ve Genel Sekreter Yardımcısı Murat Yazıcı’yı hedef alıyor. Daha önce Murat Yazıcı’nın Ekrem İmamoğlu’nun afişlerini bir gecede söktürdüğünü hatırlatıyor ve bugün de AK Parti afişlerinin aynı şekilde kaldırılabileceğini savunuyor. Zabıtanın durumu gördüğünü, gerekli müdahalenin yapılmadığını ve bu afişlerin baştan hiç asılmaması gerektiğini söylüyor.
Ancak tam da burada ciddi bir çelişki ortaya çıkıyor.
Bir yandan “Zabıtalar afişleri gördü ve genel sekreterliğe bildirdi” deniliyor, birkaç cümle sonra ise “Reklam firması haber vermese bile zabıta mutlaka yetkililere bildirmiştir” ifadesi kullanılıyor. Bildirildi mi, bildirilmiş olması mı varsayılıyor? Bu iki söylem aynı anda doğru olamaz.
Konuyu kaleme almadan önce bir yanlışlık yapmamak adına, Can Bey’i arayarak Murat Ongun’un Murat Yazıcı’nın adını verip vermediğini sordum.
Konuya hâkim olmayanlar için bir açıklama yapmak istiyorum. Murat Ongun’un yazısında “Daha önce” olarak bahsettiği bir afiş olayı var. Haziran 2025 yılında yaşanan… Bir de geçtiğimiz günlerde AK Parti İstanbul İl Başkanlığı’nın “Senin hayatından gidiyor” sloganıyla billboardlara astırdığı afişler var.
Murat Ongun şu an cezaevinde. Bir an önce özgürlüğüne kavuşmasını da samimiyetle isterim. Kendisiyle geçmişten gelen bir hukukumuz da var. Ancak bu açıklama olmamış. Cezaevi sürecinden sonra beni hayal kırıklığına uğratan ikinci açıklaması oldu.
Murat Yazıcı’yı, AKOM Başkanı olduğu dönemde yaptığımız bir söyleşi vesilesiyle tanımıştım. O dönem ben de İBB’de görev yapıyordum. Daha sonra görevden alındığını duydum. Kulaktan dolma birkaç şey duymuştum ama detaylara hâkim değildim. İddianameyi okuyunca Ongun ile Yazıcı arasında iş tutuş açısından sorunlar olduğunu ve Ongun’un görevden almada etkili olduğunu öğrenmiş oldum.
Hâl böyleyken ve İBB soruşturması zaten bu kadar karmaşık bir hâl almışken, geçmiş hesapların bugün kamuoyu önünde yeniden açılması kime ne kazandırıyor?
Seversiniz ya da sevmezsiniz… Aynı kurumda, aynı belediye başkanının ekibinde çalışmışsınız. Görüş ayrılıkları yaşanmış, kamuoyuna da yansımış olabilir. Her çalışma ortamında olabilecek meseleler. Kim haklı kim haksız bilemem. Bildiğim şey Murat Ongun bu tür bir açıklama ile Ekrem İmamoğlu’nu zor durumda bıraktığı.
Bir de işin tarih boyutu var.
Ben, Ekrem İmamoğlu pankartlarının kaldırıldığı dönemde Murat Yazıcı’nın görevde olmadığını hatırlıyordum. Emin olmak için baktım. Söz konusu pankartlar Haziran 2025’te kaldırılmış. Murat Yazıcı ise Ağustos 2025’te görevine dönmüş. Yani o süreçte görevde değil. Buna rağmen neden ısrarla Murat Yazıcı işaret ediliyor?
Üstelik AK Parti’nin kiralama yoluyla astırdığı afişlerin kaldırılmamasının sorumlusu olarak da Murat Yazıcı gösteriliyor. Bunu da araştırdım. Zabıta Müdürlüğü Murat Yazıcı’ya bağlı değil. Afişleri asan Vizyonkent firmasıyla sözleşmeyi yapan kurum ise Kültür A.Ş. Ve Kültür A.Ş.’nin başında o dönemde Murat Ongun vardı.
Bu tabloya bakınca insan ister istemez şu soruyu soruyor:
Ortada bir ihanet varsa, yanlış yerde aranmıyor mu?
Not: Ongun’un “Daha önce Genel Sekreter Yardımcısı Murat Yazıcı’nın Ekrem İmamoğlu afişlerini bir gece söktürdü” dediği afişlerde İBB’de sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Erdal Celal Aksoy, Ak Parti’nin afişlerini asıldığı güncel dönemin sorumlu Genel Müdür Yardımcısı’nın ise Remzi Albayrak olduğunu belirtmek isterim.

