27/08/2023

Ayşe – Zeruj

Herkes başörtülü kızlara yükleniyor, dönem erkeklerini konuşan yok.

Bir süredir sosyal medya aracılığıyla hayatımıza giren başörtülü kızların giyim tarzını ve eğlence anlayışını konuşuyoruz.

Son olarak “alkolsüz şampanya ile yapılan kutlamalar” konusu tazeliğini koruyor… Konuyu muhafazakâr kesimin eğlence anlayışını ve başörtülü fenomenlerin dünyasına yakın bir isimle konuşmak istedim ve sosyal medyada Zeruj adıyla bilinen Zehra Özkaymaz ile söyleşi yaptım.

Zehra Hanım; kırklı yaşlarında iki çocuk annesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu bir kadın… İngilizce öğretmeni olarak iş hayatına başlamış fakat sorumluluğu ağır diyerek istifa etmiş.

Bir süre turizm sektöründe hizmet vermiş, kadınlara özel partiler düzenlemiş renkli dünyası olan bir kadın.

Yaklaşık 10 yıl önce evlerinde ünlü modacıların tasarımlarını tesettüre uygun diken ve dikiş ve satmaya çalışan kadınları keşfederek onları bir organizasyon çatısında toplamış ve yüzlerce festivale imza atmış.

“Sonunda mesleğimi buldum.” dediği bu alanda festivallerin yanı sıra -takma adını taşıyan- bir AVM’yi de işletiyor.

İslami camiadan aldığı tepkileri göğüsleyerek kendi başarısının dışında birçok kadının da hayatına dokunan bir isim…

Enerji dolu bu kadınla yaptığım söyleşiyle sizi baş başa bırakıyorum.

Zehra Hanım, başınızı örtme şekliniz ve giyim tarzınızla ilgili İslami kesimden olumsuz tepkiler alıyorsunuz. Nasıl değerlendiriyorsunuz bu durumu?

Ben insanları haklı buluyorum. Bundan 15-20 yıl önce bir kalıp vardı. Bir kadın ya tesettürlüydü ya da değildi. Beyaz ve siyah vardı. Sonra arada bir yerde muhafazakâr giyim türedi. Artık siyah ve beyazın yanında gri de var. Hâliyle insanlar “Ne oluyor?” diye sormaya başladı.

Fakat bence ana sorun, muhafazakâr giyim tarzının İslam’la bağdaştırılması ki bu çok yanlış.  Muhafazakâr giyim aslında ölçülü giyinmektir ve dünyada birçok örneği vardır.

Siz kaç yaşınızda başınızı örttünüz?

11 yaşımda örtündüm. Ablamlar o yaşlarda örtünmüşlerdi ben de vaktimin geldiğini düşünerek örtündüm. Liseyi kız kolejinde okudum… Üniversite yıllarımda başörtüsü sorunuyla ve erkeklerle yüzleştim.

Erkeklerle yüzleştim derken?

Üniversiteye kadar erkeksiz okullarda eğitim aldım…

Konumuz dışında ama geçtiğimiz günlerde erkek ve kız çocuklarının ayrı okullarda eğitim alması konusu gündemdeydi ve uzun uzun tartışıldı. Siz bu şekilde eğitim gören biri olarak bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Ben karma eğitimden tarafım. Çünkü karşı cinsi tanımadan, iletişim kurmadan yetişmenin faturasını ağır ödedim. Erkekleri tanımadığım için yanlış evlilik yaptım.

“MUHAFAZAKÂR GİYİME EN GÜZEL ÖRNEK KATE MİDDLETON’DUR”

Muhafazakâr giyim, tesettürlü olmanın modernize edilmiş şekli midir sizce?

Ben “modern” tanımlamasını doğru bulmuyorum. Muhafazakâr giyinmeyi tercih eden kadınlar, tesettürü farklı yorumlayanlardan oluşmuyor.

Bugün birçok asilzadenin, sosyetenin, bürokratın da tercih ettiği giyim tarzıdır. Etekte maksi boyu, elbisede truvakar kolu tercih etmek gibi…  Bence muhafazakâr giyime en güzel örnek Kate Middleton’dur.

Gerek festivalleriniz gerek AVM’deki mağazalarda satılan ürünlerin tamamına yakını tesettüre uygun kıyafetler…

Biz AVM’mizde başı açık veya kapalı ayrımı yapmaksızın kadınlara hitap eden ürünler satıyoruz. Örneğin tunik satıyoruz. İsteyen tuniğin üstüne feracesini giyer, isteyen tuniğin altına tangasını giyer.

Yıllar önce tesettür defilelerinde mankenler kıyafet tanıtırdı. İnstagramla birlikte bu değişti. Artık başörtülü kızlar başrolde. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Eskiden seçilmiş insanlar vardı. Halk kendine sunulanı görebiliyordu… Sosyal medyanın özellikle instagramın varlığıyla seçilmişlik dönemi bitti. Yani halk kendi modasını, sanatını kendi seçiyor artık.

2016 yılında başörtülü bir sosyal medya fenomeniyle yaptığım söyleşi sonrası çok sayıda başörtülü genç kızdan “Ben de fenomen olmak istiyorum” mesajları aldım. Size de bu tarz talepler geliyor mu?

Oldukça fazla… Anadolu’dan İstanbul’a “Biz de fenomen olmak istiyoruz” diye kalkıp gelen kızlarımız var.

Ne yapıyorsunuz böyle durumlarda?

Ben kendimi fenomenleri idare eden bir merci olarak görmüyorum. Ama uzun yıllardır bu sektörün içinde ve organizasyonun içinde olduğumdan beni bir abla ve anne gibi görüyorlar. Kapımı çalan herkese destek olmaya çalışıyorum. Mesela geçenlerde Anadolu’dan iki genç kız geldi. Şehirlerinde fenomen olmuşlar ve İstanbul’a yerleşmeye karar vermişler… Sosyal medyadan takip ettikleri kadar bizi güvenilir bir kapı olarak görmüşler. İlgilendik, ev tutmalarına destek olduk, tavsiyeler verdik.  Benim de iki kızım var, elimizden ne geliyorsa yapmaya çalıştık.

Sosyal medya fenomeni olma çılgınlığı hız kesmeden devam ediyor. Nasıl görüyorsunuz gidişatı?

Sosyal medya birçok avantajı olduğu gibi dezavantıjı da olan bir mecra… Fenomenlerin renkli yaşamlarını ve kolay yoldan çok para kazandığını görüyorlar. Maalesef gençler para kazanmak uğruna hataya düşebiliyor. “Doktor olsam fenomen kadar para kazanamayacağım.” diye düşünüyor. Sosyal medyada ahlaklı davranmayan da çok… Geçtiğimiz günlerde Dubaili bir dostum anlattı. Özel hayatlarında tesettürle yakından uzaktan ilgisi olmayan genç kızlar başörtülü fenomen gibi davranıyorlarmış… Yani para kazanmak için başörtüsünü kullanıyorlar.

Sosyal medyada görünür olmak özellikle genç kızlarımızı kötü etkiliyor.

Sadece kızlarımızı etkilemiyor. Özellikle başörtülü kızların üstünden gidiliyor, eleştiriliyor ama asıl değişim erkeklerimizde. Eşini, sevgilisini elinde oynatan dönem erkeklerin sayısı azımsanmayacak kadar fazla.

“DÖNEM ERKEKLERİNİ KİMSE KONUŞMUYOR”

Dönem erkekleri nasıl oluyor?

“Kadını şekilden şekle sokuyor… Başını kapattırıyor, sonra açtırıyor. Sosyal medyadan para kazanmak için kadını kullanıyor. Zaten bilinçsiz, başını örten genç kız da adam ne derse onu yapıyor…

Başörtülü fenomenler başta olmak üzere başını açan kadın sayısı bir hayli çoğaldı. Sizin de yakın çevrenizde vardır muhakkak. Nasıl gözlemliyorsunuz bu değişimi?

Öncelikle tesettürlü olmak zor bir şey. Kuralları olan ve günlük yaşamınızı, hayat tarzınızı tümüyle kapsayan bir durum. Eskiden kadınlar ya açıktı ya kapalı… Fakat şimdi muhafazakâr giyim tarzıyla tesettüre bir adım atanlar da var. Ama muvaffak olabiliyorlar ama olamıyorlar, olamayınca da açılıyorlar. Bu durumu “tesettürü terk etti” gibi görmek biraz tuhaf geliyor bana çünkü muhafazakâr giyim tarzı zaten tesettür değil. Tesettürlü kadın hiç poz verir mi? Ayrıca, İslâm dininin hoşgörüsünden bahsedip başını açan kadınlara gösterilen tepkileri anlayamıyorum.  Ben başını açan bir arkadaşımı duyduğumda arayıp “Senin için yapabileceğim bir şey var mı? İyi misin?” diye sorarım. Linçlemeden önce hoşgörüyle yaklaşıp psikolojisini yoklamak gerekli diye düşünüyorum. Muhafazakâr tarzı bile olsa onun için zor bir karar zaten. Netice olarak, minicik bir bone dahi olsa ben çıkarılmasına üzülüyorum. Tesettüre bir adım daha yaklaşmak varken uzaklaşmak üzücü…

Siz özel hayatınızda eğlenceyi seven bir kadınsınız. Yıllar önce kadınlara yönelik çok farklı eğlenceler de düzenlediğinizi biliyorum. Son günlerde başörtülü genç kızların alkolsüz şampanya patlatarak eğlendiği görüntüler konuşuluyor. Bu eğlence anlayışını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Alkolsüz şampanya kutlamasında bulunmadım. Bence sosyal medyanın meşrulaştırdığı görsellerden etkileniyorlar. Eğlence olarak sunulan görseller yani. Güzel şişeler, süslü bardaklar… Burada asıl eleştirilmesi gereken şampanya patlatan kızlar değil bence. Demek ki biz kendimize özgü bir eğlence anlayışı geliştirememişiz ki yeni gençler eğlenceleri taklit ediyor. Yakın zamanda tesettürlü kadına yüklenen misyonun içinde “Kadın dediğin eğlenmez” anlayışı da vardı. Annelerinin yaşadığı veya yaşamadığı her şeyi abartan bir zihniyetle karşı karşıyayız aslında… Eğlencemiz, makyajımız, tüketimimiz her şeyimiz abartılı. 

Yani aşırılıklara hazır olalım diyorsunuz?

Ben bu dönemi “kuduruk dönem” olarak tanımlıyorum. Ama atlatacağımıza inanıyorum. Şurada başörtülü kadının hem kendi cenahından hem karşı cenah tarafından özgürleştiği kaç yıl oldu ki… Bizim ebeveynlerimizin de bastırılmış duyguları var. Anne baba diyor ki “Benim yaşayamadığım hayatı çocuğum yaşasın.” Misal eskiden akşam yemeği için babaya “Ne yemek istersin?” diye sorulurdu, bugün ise çocuklara soruluyor. Çocuğa değer öğretmezsen o çocuk da kalkar şampanya patlatır yani.

Bir iki nesil sonra eğlence, moda, sanat anlayışımızın rayına oturacağını düşünüyorum.

“15 TEMMUZ GECESİ TANKIN TEPESİNDE SATIŞ YAPTIM”

Sizinle görüşmeye gelirken AVM’deki kalabalık dikkatimi çekti. Türk ve yabancı bir sürü insan alış veriş yapıyor. Ekonomik kriz muhafazakâr giyim sektörünü etkilemedi sanırım.

Ben dünyayı gezen bir insanım. Bir ekonomik kriz var ama sadece ülkemizde değil dünyada böyle… Uluslararası festivallerimizi durdurduk… Pandemi öncesi Ortadoğu’nun moda başkenti olarak İstanbul’u ilan etmiş ve bu alanda ciddi ilerlemiştik. Bekleme dönemindeyiz.  Ama size şunu söyleyeyim, kadın bir şeyi alacaksa yemesinden içmesinden tasarruf eder yine de o alacağını alır.

Ekonomik kriz kadınları etkilemiyor yani…

Kadını hiçbir şey durduramaz. Bunu neden bu kadar iddialı söylediğimi de anlatayım. Online satış yapan bir arkadaşım var. Bana yaşadığı bir olayı anlattı. “15 Temmuz darbe girişiminde tankın tepesindeyim. Farklı illerden satış talebi geldi ve ben satış yaptım.” dedi.

Şahsen muhafazakâr giyimin, içinde bulunduğumuz siyasi ortam da göz önüne alınırsa medyada hak ettiği yeri almadığını düşünüyorum… Mesela bikinili bir fenomenin fotoğrafını “cesur pozlar” manşetiyle verirken başörtülü bir fenomenin fotoğrafını görmezden geliyor. Sizce bu konuda bir ikiyüzlülük yok mu?

Ben bunu ikiyüzlülük olarak görmüyorum. Bence muhafazakâr tarzın aslında İslamiyet’le bir alakası olmadığını kabullenemiyorlar ve çekimser davranıyorlar. “Acaba biz bu alana dokunursak yanlış yapar mıyız?” gibi… Bu da görmezden gelmelerine neden oluyor.

Son olarak bugüne kadar kaç festival organize ettiğinizi ve yakın zamanda festival olup olmadığını sormak istiyorum.

İnanın sayısını bilmiyorum. Eylül ayı sonunda Ankara’da festivalimiz olacak. Herkesi bekliyorum.

Söyleşi ve samimi cevaplar için teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim.

Leave A Comment