11/02/2023

Bize aynı şeyleri tekrar tekrara yaşatanlara ve kaleme aldıranlara selam ederim.

Ben İstanbul’da yaşayan bir vatandaş olarak 10 ilimizi sarsan deprem sonrası şehrimde yaşanacak olan depremle ilgili Cumhurbaşkanım dahil hiçbir devlet görevlisine ve resmi yardım kuruluşuna güvenim kalmadığını belirtmek istiyorum.

Enkazın altında kalanlar kadar kendimi yalnız ve çaresiz hissediyorum. Gerek sosyal medyadan takip ettiğim gerek sosyal çevremden konuştuğum herkesle acı dışında paylaştığım duygu UTANMAK oldu…Üşüdüğümüzde kombinin ayarını yükseltmeye, sıcak yataklarımızda yatmaya, normal konularda sohbet etmeye ve karnımızı doyurmaya utanıyoruz..

Ne acıdır ki sadece deprem bölgesinde enkaz altında kalan veya kurtulan ama soğukta kalan vatandaşlarımız için bu utancı yaşamıyoruz. Üzülerek söylemeliyim ki; deprem olduğu günden bugüne kadar hükümet yetkililerin açıklamalarından da utanıyorum. Üçüncü dünya ülke vatandaşı gibi hissetmeme neden olan yöneticilerimizi tutum ve davranışları sebebiyle affedebileceğimi hiç sanmıyorum.

Hayatını dindar bir insan olarak yaşayan ve Allah korkusu veya vicdani sorumluluğun yöneticilerde olmasının gerekliliğine inanan ben artık tek şey istiyorum… Yerelde ve genelde bizi yönetecek insanların “ama”sız mevzuatlara uyması…

Örneğin depremin ilk gününde bölgeden açıklama yapan Ak Parti sözcüsü Ömer Çelik’in basın açıklaması tarzında yaptığı açıklamada Cumhur İttifakı’na yaptığı vurgu…

Tayyip Bey’in deprem bölgesinden, merhamet dolu bakışlar yerine öfke dolu bakışlarla yaptığı açıklama ve  “ günü değil günü geldiğinde tuttuğumuz defteri açacağız.” Sözleri.

Deprem bölgesinde bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun üzerine yürüyen Ak Parti eski Milletvekili Nursel Reyhanlıoğlu’nun çirkin sözlü saldırısına sessiz kalan Ak Parti iktidarı.

Depremin üçüncü günü yapılan  Twitter kısıtlaması. Ve sonrasında sanki normal bir zamandaymışız gibi “Twitter yöneticileriyle yaptığımız toplantıda Twitter’ın dezenformasyonla mücadele konusunda tam iş birliği sözü vermesi sonrası Twitter’a erişim sorunu ortadan kalktı”. Açıklamasını yapan Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan’ın sözleri. Millet olarak yıllardır telefonlarımıza izinsiz gelen mesaj ve aramalarla ilgili elinde yetki olmasına karşın hiçbir şey yapmadıklarını da not düşmek istiyorum.

Depremin enkazı kaldırılmamışken İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne müfettiş gönderen İç İşleri Bakanımız Süleyman Soylu.

Haluk Levent kadar bağış toplayamayan, Müge Anlı olmasa mevcut bağışı dahi alamayacak kadar  milletin güvenini sıfırlayan Kızılay yöneticileri. Ve bu duruma sessiz kalan siyasi irade.

Ben bu yazımı ancak web sitemde yayımlama imkanı buldum. Ve geçmişe dönük yazılarımı düzenlerken 2020 yılında 30 Ekim Cuma günü gerçekleşen İzmir merkezli depremi ile ilgili yazımı okuma imkanım oldu.  Bir paragrafını paylaşacağım sizlerle.

Demişim ki;  “Kızılay gibi bir kurumun güvenirliğinin zedelenmesine, itibarının zarar görmesine sebep olanların bir an önce istifa etmesini arzu ederdim şahsen… Zira hepimizin ortak değeri olan kurumların itibarını zedelemek, insanların olan güvenini kırmak/ kırmaya devam etmek kimsenin hakkı olmamalı! Haluk Levent ve Müge Anlı’nın Kızılay’dan daha etkin yardım toplaması oldu. İkisine de teşekkür ediyorum… Sağ olsunlar, var olsunlar.”

Bize aynı şeyleri tekrar tekrara yaşatanlara ve kaleme aldıranlara selam ederim.

11.02.2023