20/04/2023

Muhafazakar kadının cinselliği keşfi…

Türkiye, günlerdir seçimden çok, boşandıktan dokuz ay sona evlenen Hilal Kaplan’ı konuşuyor. Olayın bu kadar konuşulmasının sebepleri arasında Hilal Hanım’ın yeni eşi Tevfik Emre Sarı ile eski eşi Süheyb Öğüt’ün birlikte fotoğraflarının olması ve Sarı’nın ayrıldığı eşinin açıklamaları yer alıyor.

Bir başka etken de Hilal Hanım’ın, son yıllarda artan boşanmaları İstanbul Sözleşmesi’ne bağlamış olması ve camiasındaki yozlaşmaya yönelik sözleriydi.

Hilal Hanım, muhafazakâr camiadaki yozlaşmayı başörtülü fenomenlere ve onları takip eden genç kızların kılık kıyafetiyle ilişkilendirmiş ve şöyle yazmıştı: “Seni incitmek değil amacım. Ancak istesen de istemesen de yaptığın iş itibariyle Allah’a ve topluma borçlusun.
Mademki başörtülü kadınlara örnek gösteriliyorsun, örnek davranmadığın düşünülürse de eleştiriye tabi olacaksın.”

Durum böyle olunca seküler camianın üstüne gitti, fakat yine de kendisine boşanma ve evliliğinde muhafazakâr camia sahip çıkmadı… Oysaki bakıldığında Hilal Hanım da başörtülüydü. Üstelik göz önünde olan ve ahlaki değerler üzerinden yeni jenerasyona uyarılar yapan bir kadındı. Dolayısıyla camiasının, kendisinden de aynı hassasiyeti beklemek hakkıydı ve camiası da “camia beklentilerine” göre davrandı.

Hilal Hanım yanlış anlamasın… Ben kimsenin mutsuz olduğu hâlde evliliğini sürdürmesinden taraf değilim. Ama ben, İslami camiadaki yozlaşmanın 20’li yaşlardaki genç kızların omuzlarına bindirilmesine de taraf değilim.

Hilal Hanım’ı boşanmasından ve evlenmesinden dolayı ne kınıyor ne de eleştiriyorum. Buna insan olarak hakkım olmadığı gibi vicdani de bulmuyorum. Sadece, bu olayından çıkarılması gereken en büyük dersin “Büyük lokma yiyip büyük konuşmamak” olduğunu düşünüyorum.

Hilal Hanım’ın olayında uzun süredir gözlemlediğim ve kaleme almak istediğim bir hususa dikkat çekmek istiyorum. Son yıllarda ister geleneksel ister modern başörtülü kadınların erkek kadın ilişkileri farklı bir boyuta doğru gidiyor.

Bakınız; kadınlar, bundan 25-30 yıl önceki hemcinsinin yapmaya cesaret edemeyeceği her şeyi bugün büyük cesaretle ve en ufak bir rahatsızlık duymadan yapıyorlar. Yaş skalası da öyle küçük filan değil. Kadınlardaki bu değişimi salt “sosyal medya kullanımına” bağlamak bana çok yüzeysel geliyor. Bunun oluşmasındaki en büyük faktörün muhafazakâr kadının cinselliğini ve kadınlığını keşfetmesi olduğunu düşünüyorum.

İslami camiada kadın, uzun yıllar boyunca kutsal bir alana konumlandırıldı. Ve kaçınılmaz olarak, başörtülü kadınlar ve onlarla evli erkekler birlikteliklerini bu kutsallık üzerine kurdu. Cinsel ilişkinin sevabından tutun da çocuk doğurmanın erdemiyle yetiştirilen kadının sessiz isyanı olarak görüyorum bugün yaşananları. Erkeklere kötü bir haberim var: Geleneksel din anlayışının kadına yüklediği misyonu artık günümüz kadını kabullenmiyor. Ve bütün mesele, bu durumu erkeklerin kabullenememesi… Kimse suçu İstanbul Sözleşmesi’nde aramasın; kadına şiddetin en büyük sebebi, kadınların kendilerine yüklenen bu misyonu artık kabul etmemesini erkeklerin anlayamıyor olmasıdır.

Muhafazakâr camiada kadın olmanın tanımı; bekârsa ailesini, evliyse eşini mutlu etmek olmamalıdır… Hocalara da kötü bir haberim var; eşiyle cinsel ilişkiyi sevap olarak anlattığınız, itiraz ettiği takdirde melekler tarafından lanetleneceğini dikte ettiğiniz kadınlar error veriyor. Bilesiniz.

Bu arada Hilal Hanım’ın aile ve dost çevresinin Müge Anlı kadar olamadığının altını çizmek istiyorum. Hatırlarsanız, Müge Anlı geçtiğimiz yaz evlenmiş ve medyaya tek kare düğün fotoğrafı sızmamıştı. Lakin Kaplan ve Sarı çiftinin düğün fotoğrafları boy boy internette.

  • Herkese iyi bayramlar diliyorum.

One Comment

  1. Nilly Goode 20/04/2023 at 16:04 - Reply

    Harika bir yazı olmuş yine.
    👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻

Leave A Comment