01/10/2026

İki Fatma, İki Ayrı Hukuk…

Fatma Betül Sayan Kaya, hem seküler hem de muhafazakâr kesimin tepkisini alarak bir zoru başardı. Türkiye’nin son günlerde konuştuğu ve birçok mağduriyetin yaşandığı fon krizinin en büyük mağduru bence kendisi oldu.

Daha çok para kazanmak uğruna itibarını kaybetti ve mahallesi tarafından dışlandı. Değer mi, değmez mi ayrı konu ama kendisine sorma imkânım olsa “Abartıldığını” söyleyeceğini düşünüyorum. Zira Ak Partili arkadaşların çoğu –istisnaları ayrı tutuyorum– yaptıklarını yanlış görmüyorlar. O kadar kendi içlerinde makam ve para kazanma yarışına girmişler ki, o kadar toplumun gerçeğinden uzaklaşmışlar ki, yanlışla doğruları yer değiştirmiş.

Fatma Hanım’la Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı olduğu dönemde Türkiye Beyazay Derneği’nin engelliler üzerine olan bir projesini görüşmek üzere makamında görüşmüştük. Bunun dışında bir tanışıklığım ve mesaim yoktur. Annesi Hatice Sayan’ı tanırım, Tayyip Bey’in İl Başkanı olduğu dönemde birlikte siyaset yapmıştık.

Fatma Betül Sayan Kaya, Tayyip Bey’in akrabası değildir. Refah Partisi döneminde birlikte çalıştığı arkadaşının kızıdır. Görev vermesi de –bana göre– bu sebepledir. Ki Fatma Hanım’ın CV’si de verilen göreve uygundur. Tayyip Bey; geçmişte birlikte siyaset yaptığı insanları korumuş, kollamış ve vefa göstermiştir.

Fon krizinde yaşananlarda Tayyip Bey’in sorumluluğu elbette vardır ama suçu yoktur. Suçlu olan kişi, kendisine “temsil etme” görevi verilen Fatma Hanım’dır. Tayyip Bey’e gösterdiği vefasızlık, elbette ki kendisini seçen vatandaşa gösterdiğinden daha önemli değildir. Aynı şekilde Tayyip Bey’in de Fatma Hanım’ın affını kabul etmesi, milletin ve muhafazakâr camianın Fatma Hanım’ı affedeceği anlamına gelmez.

Bu zamana kadarki süreçte Fatma Hanım, Tayyip Bey tarafından ön plana çıkarılan bir kişi olmuştur. Bu sebepten ötürü de Fatma Hanım’a yönelik Tayyip Bey ve partisi tarafından gösterilen tepki sert olmuştur.

Fakat burada kabul etmek lazım ki verilen tepki sert ama adil değildir. En küçük bir yolsuzluk iddiasıyla İBB yetkilileri tutuklu yargılanırken kendisinin ifadeye dahi çağrılmamış olması bunun göstergesidir.

Ayrıca birkaç ay önce 20’yi yaşlardaki başörtülü sosyal medya fenomeni Fatma Soydaş, lolipop şekeri yaladı, yapay zekayla fotoğrafları yayımlandı diye ‘Dini değerleri aşağılama” suçlamasıyla hapis cezası aldı.

Hiçbir temsiliyeti olmayan bir genç kızın dini değerleri aşağılama oluyor da milleti temsil etme görevi verilen Sayan’ın, vatandaşları mağdur eden davranışı dini değerleri aşağılamak olmuyor mu?

Neden fatura zayıfa kesiliyor? Neden adalet sadece kendinden olmayana tıkır tıkır işliyor?

Yanlış anlaşılmasın, kimse hapis cezası almasın ama birine öyle diğerine böyle olmaz. Siyasi parti liderinden af istemekle af olmaz.

Yıllardır ben ve arkadaşlarım, Ak Parti’yi ve Tayyip Bey’in yanlış bulduğumuz icraatlarını eleştirdiğimiz için, “davaya ihanet etmek” ile suçlandık.

Yıllardır, başörtülü genç kızlara sosyal medya paylaşımları, giyimleri, davranışları üzerinden yüklenildi. “Dine zarar veriyorsunuz” denildi, linç edildiler. “Biz bunun için mi başörtüsü mücadelesi verdik?” diye bas bas bağırdılar etrafta.

Fatma Betül Sayan Kaya herkese ihanet nasıl olur gösterdi. Elbette bu olayda yalnız değil ve niyetim düşüne bir tekme atmak da değil. Ben buna ilahi adalet gözüyle bakıyorum.

Fatma Betül Sayan Kaya,  Ahlakın ve erdemin başını örtmeyle ilişkili olmadığını göstermiştir. Bir arkadaşımın kendisi için kurduğu cümle çok ağır olmakla beraber tün durumu özetler nitelikte: “Fatma Betül Sayan Kaya’nın mükemmel bir CV’si ama çok kötü bir ruhu var.”

Geçmişte yaşanan başörtü mağduriyetinin üzerine kurulan siyasi söylem ve yüklenilen misyon, kibre yenilmiştir. Gücün verdiği kibrin sonu hüsran olmuştur.

Cüneyt Özdemir’in dediği gibi; “İki ayrı dünyada birden var olamazsınız”. Hem dindar görünüp hem kul hakkı yiyemezsiniz.

Ülkedeki her koltuğu ve imkânı kendine hak olarak gören AK Partili arkadaşların bu tutumlarından vazgeçmeleri gerekiyor.

Ayrıca şahsi merakımdan dolayı Fatma Hanım’a sormak isterim:

Muhafazakâr yaşam tarzını benimsemiş biri olarak bu kadar parayı nerede harcamayı düşünüyorsunuz? Bir hırka, bir lokma hayat yaşayın demiyorum da bu hırs neden?